Tüm hakkı saklıdır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Sebze Yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sebze Yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2013 Pazartesi


Bu soğuklar yüzünden ne olacak bizim bu halimiz? Donuyoruzzzz demek az kalıyor sanki.. Öyle bir kırağı vardı ki ağaçlarda kar yağmış sandım. Görüntü çok güzeldi tabi :)
Kışın en sevdiğim sebzelerinden biri karnabahar. Herşeyin içine katasım geliyor bu güzelim sebzeyi, kaldi ki öylede yapıyorum. Sebze yemekleri kategorisinde diğer tarifleri bulabilirsiniz.
Sevdiğim bir diğer kış sebzesi de pırasa. Çoğunluk tarafından pek sevilmesede zeytinyağlı yemeği öyle güzelki... Şöyle ekşi ekşi yemede yanında yat misali :)
Peki benim evde pişiyor mu? Tabiki hayır!! O yüzden pırsayıda birşeylerin arasına katıştırıverip kandırmaca yoluna gidiyorum, itiraf ediyorum.
Bunu hangi ev hanımı yapmıyor ki? Yediremediği sebzeleri, o müthiş yaratıcılığa sahip hanımlar öyle güzel yapıp yediriyorlar ki ne beyler ne de çocuklar farkına bile varmıyorlar.
Halbuki bizi hiç uğraştırmadan yeseler, o güzelim besin kaynaklarından faydalansalar ne güzel olur değil mi?




Malzemeler:
Bir orta boy karnabahar (500 gr kadar)
2 sap pırasa
2 çorba kaşığı sıvıyağ
1 çorba kaşığı salça
Tuz 
Karabiber

Beşamel Sos:
2 çorba kaşığı tereyağ
2 çorba kaşığı un
2 su bardağı süt

Üzeri için bir büyük kase rendelenmiş kaşar peyniri.

Yapılışı:

Karnabaharları çiçeklerine ayırın, çok küçük parçalar olmasın.
İsterseniz buharda, isterseniz yarım limon suyu sıktığınız suda karnabaharları haşlayın. Ne çok yumuşasınlar ne de çok diri kalsınlar. 
Pırasalı halka halka doğrayın, sıvıyağda kavurun, salçayı, tuz ve karabiberi ekleyip karıştırın. Haşlanan karnabaharlarlarla pirasayi karistirip yagladiginiz bir firin kabina alin. 
Sos tenceresinde tereyagi alip unu kokusu cikana kadar kavurun, renginin degismesine izin vermeyin. Uzerine sutu azar azar ilave edin, devamli karistirarak topaklanmasina izin vermeyin. Koyulasan besamel sosu karnabaharlarin uzerine dokun. Rendelenmis kasar peynirini sosun uzerine gezdirin. 200 derece firinda uzeri kizarana kadar pisirin.

AFIYET OLSUN :)
.

25 Şubat 2013 Pazartesi


Merhabalar herkese,
Yaptığım yemekleri sıcağı sıcağına yayınlamaz isem burada sonradan sonraya ya fotoğrafına takıyorum kafayı ya da aslında birde şu malzemeden mi ekleseydim diye düşünüyorum.
O yüzden ara verip tarif vermezsem, fotoğraf klasörüm boynu bükük yemek fotoğraflarım ile doluyor.
Onu beğenme bunu beğenme derken bir bakmışım ben yine uzun aralar vermişim.
Aman diyeyim, dilimi ısırayım bu aralar yine iyiyim yani :)
Yeşil mercimek yemeği benim mutfağımda en çok pişen yemektir. Bu besin değeri yüksek bakliyat benim kurtarıcım. Her yemeği yemeyen, ağzına tavuk asla sürmeyen bir eşi olunca insanın yemek yaparken 40 takla atmaktan daha fazla yoruluyor inanın :) 
Eşim de pek sevdiği için evde ne zaman yemek olmasa en acilinden mercimek pişiyor mutfakta. Yanınada mis gibi közlenmiş patlıcan ve biber ikilisinin buluştuğu manca yaptınız mı işte o sofra evlere şenlik olur :)
Yemeğin tarifine geçmeden önce bir kaç duyurum olacak sizlere.
Öncelikle dokuzuncubulut blogunun yazarı Sevgili Aslı Ablam 3 Mart pazar günü Runtalya'da Buğday Derneği ve Koruncuk Vakfı için koşacak ve bizlerden destek bekliyor.
Damlaya damlaya göl olur misali sizlerde 5 lira dahi olsa yardımlarınızı esirgemeyin. Ben iş yerindeki arkadaşlarımı organize ettim bile :) Geçen yıl TOFD için koşan Aslı Ablama ben ve iş arkadaşlarım bağışlar yaptık ve engelli kardeşlerimize tekerlekli sandalye alınmasına vesile olduk :)
Yardımların nereye ve nasıl yatırılacağı ile ilgili gerekli bilgileri aşağıda ki iki adresten edinebilirsiniz.

Yazacağın şeyleri biriktirirsen Nazlı işte böyle tarife geçemezsin bir türlü :)
Şimdide Sevgili arkadaşım Gizem'in güzel mi güzel çekilişini haber veriyorum size.
Kendi el emeği göz nuru İstanbul desenli runner ve peçete halkaları hediye ediyor izleyicilerine.
Sizde hala katılmadıysanız muhakkak şansınızı deneyin.
İşte çekilişin linki:



Malzemeler:
1,5 su bardağı yeşil mercimek
1 adet orta boy soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay bardağı sıvıyağ
5 su bardağı sıcak su
1 su bardağı erişte
Tuz
Pul biber

Yapılışı:

 Mercimekleri tencereye alın ve üzerini geçecek kadar su ekleyin ve ocağa alın. Mercimeğin siyah suyu çıkana kadar yaklaşık 10 dakika kadar kaynatın ve suyunu süzün. Veyahut vaktiniz varsa mercimekleri sıcak suda birkaç saat kadar bekletin. Bu sayede pişme süresi biraz daha kısalacaktır. Ardından soğanları yemeklik doğrayın ve sıvı yağ ile kavurun. Ardından salçayı ekleyerek biraz daha kavurun. Üzerine mercimekleri alın ve sıcak suyu ekleyerek orta ateşte pişirin (Bu esnada pişme süresini azaltmak için düdüklü tencere kullanırsanız zamandan tasarruf edersiniz). Tuzunu ve biberini ekleyin. Pişme esnasında yemeğin suyu azalacağından üzerine sıcak su ekleyerek pişirmeye devam edin. Mercimekler pişince erişteleri üzerine ekleyin ve 5 dakika kadar daha pişirin.
Bu esnada kıvam yoğunlaşacaktır. Erişteler de piştikten sonra ocağın altını kapatın.

AFİYET OLSUN :) 

6 Mayıs 2011 Cuma

Merhabalaaarrr :) Herkese hayırlı cumalar olsun efendim.
Öğlen arası evdeyim, yemeğimi yeyip dün yazamadığım yazımı yazmaya oturdum.
Fazlaca vaktim yok o yüzden hemen tarife geçiyorum.
Fırında baharatlı patatesi daha önce yayınlamıştım. Buda ona bir alternatif. Yalnız pişerken evi saran mis gibi kokuya karşı koyamayabilirsiniz şimdiden söyleyeyim :)

Malzemeler:
4-5 adet orta boy patates
8-10 adet arpacık soğan
6-8 diş sarımsak
3 yemek kaşığı sıvıyağ
Tuz
Karabiber
Kekik
Pulbiber
Not:Miktarları yuvarlak veriyorum damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz.

Yapılışı:
Soğan, patates ve sarımsağı soyun ve yıkayın. Patatesleri küp küp doğrayın. Fırın kabınızda baharatlar ve sıvıyağ ile tüm malzemeleri harmanlayın(Soğan ve sarımsaklar bütün olarak kalacak). 200 derecede önceden ısıtılmış fırında 30-40 dakika kadar pişirin.

AFİYET OLSUN:)

15 Şubat 2011 Salı


Yağmurlu, bol şıpırtılı ve bol pıtırtılı bir Kayseri akşamından herkese merhaba:)
Evet bunu yazdığımda saat 19:00 civarıydı ama şimdi saat 22'ye geliyor. Yemeğimi yemişim Öyle Bir Geçer Zaman ki'ye bakıp kriz geçiriyorum! Hatta uyku vaktimin geldiğinin emareleri var üzerimde, esneme, huysuzlanma, ne yapacağını bilememe durumları:) 
Her yazıyı yazdığımda en fazla bir gün arar vermeyi planlıyorum kendimce, fazla arayı açmak gerçektende hoşuma gitmiyor. Amma ve lakin olmuyor işte. İşyerimde internetin olmamasından mütevellit sadece akşamları bakabiliyorum. Hatta son birkaç zamandır akşamları bile açamıyorum. Gündüz bir eleman eksiğimizden dolayı daha fazla oturur olduğumdan bilgisayar başına akşamları pek istemiyorum bilgisayarı açmak. Gözlerim mahvoldu zaten şu bilgisayar çıktı çıkalı:)

Birde dün Beğendik'ten Breathe Right burun bandı aldım. Durun durun horladığımdan değil haa:) Benim burnumda septum deviasyonu yani burun kemiği eğriliği var.  Ameliyat olmam gerektiğini söyledi doktor ama ben henüz cesaret edemedim. Şimdi tekrar bantlara dönersek eğer tek kelimeyle HARİKA!!!! Ben meğer hayatım boyunca hiç nefes almamışım dedim akşam takınca bantı. Fiyatı biraz tuzlu aslında 10 adet bant için 15 lira gibi. Ama ben her gece olmasada sık sık kullanmayı düşünüyorum. Sabah kalktığımda burnum tıkanmış oluyor ve bu bende baş ağrısı yapıyor. Ayrıca iyi nefes alamadığım için tam dinlenmiş bir şekilde de kalkamıyorum. Eğer ameliyat olmuş olan ve gerçekten bu dertten kurtulan varsa beni cesaretlendirmek ve bilgilendirmek adına bana yazarsa sevinirim.
Şimdi tekrar patateslerimize dönelim:) Bu patatesleri sıklıkla yapıyorum. Hem kızartmanın zararı yok hemde çok pratik.
İstediğimiz miktarda patatesi alıyoruz ve soyduktan sonra patates kızartması yapar gibi ya da elma dilimi şeklinde kesiyoruz. Patateslerin üzerine biraz sıvıyağ gezidiriyoruz. Sonra istediğimiz baharatlarla( ben taze çekilmiş karabiber, pul biber, kekik kullanıyorum) ve tuzla iyice harmanlıyoruz. Pişireceğimiz kabın içine yağlı kağıt seriyoruz ve patateslerimizi koyduktan sonra 200 derece fırında hafif kızarana kadar pişiriyoruz.

AFİYET OLSUN:)

21 Aralık 2010 Salı

Güneşli bir günün ardından içi kıpır kıpır olmuş Nazlı'dan herkese merhaba:)
Aslında bugün için yazmak istediğim tarif bir mini kekti. O şekilde düşünüp planlamıştım ama eski tariflerin arasından patates dolmasını görünce onu yazmak istedim. Yanında yöresinde ki tüm fotoğraflar yayınlanmış bir o kalmış çünkü. Kıyamam ben patates dolmama, üzülmeden hemen yayınlarım:)

Malzemeler:
5 adet patates
250 gr kıyma
2 çorba kaşığı salça
1 adet soğan
Bir tutam maydanoz
Tuz, karabiber, kimyon, pulbiber.

Yapılışı:
Patatesleri çok yumuşamamak kaydıyla haşlayın. Ne çok sert olsun; ne de çok yumuşak. Haşlanan patatesleri boydan ikiye keserek çay kaşığı yardımıyla içini oyun. (Patateslerin için atmayın onlardan da çorba yapabilirsiniz). Patatesler haşlanırken bir yandan soğanı kavurun. Üzerine kıymayı ve 1 çorba kaşığı salçayı da ekleyerek biraz daha kavurun. Kıyma kavrulduktan sonra en son baharatları ve kıyılmış maydanozları atarak altını kapatın. İçini oyduğumuz patateslerin içine bu kıymalı harcı doldurun ve fırın tepsisine yerleştirin. 1 su bardağı ılık suyun içine 1 çorba kaşığı salçayı eriterek patateslerin üzerine gezidirin ve 200 derecelik fırında yaklaşık 20-30 dakika pişirin.

AFİYET OLSUN:)

12 Aralık 2010 Pazar

Mutlu pazarlar herkese! Genel olarak her yerde hava soğuk, yağışlı. Herkes bir anda bastıran soğuklardan dertli.  Burada da yağmur yağıyor akşamdan beri. Şu anda yağmur tıpırtısı,  bilgisayarımdan hafifçe gelen fanın sesi ve içeriden de çamaşır makinasının yıkama sesiyle birlikte size yazıyorum derken; şöylece bir tülü kaldırmamla karın yağdığını gördüm :). Evet uzun zamandır beklediğim her ne kadar kışı sevmesem de karın o üzerinde yürüdüğünüzde çıtır çıtır eden sesini seviyorum. Her tarafın bembeyaz olması, o saflık, o arınma duygusu beni cezbeden... Gerçi çoğu kez kar dolayısıyla birçok yerde mahsur kalmışlığım olsada o beyaz olmadan da sanıyorum kışın geldiğini anlamıyoruz. En son geçen yıl kardeşimin sömestr tatili için eve gitmesinden dolayı bende uçakla memlekete gitmeye karar verdim. Uçak biletim alındı heyecan içinde bekliyorum o günün gelmesini. Kayseri günlük güneşlik, mont giymeye bile hacet yok. Ama İstanbulu kar almış dehşet bir kış yaşanıyor. Tabi burda hava güzel ya sanki uçak İstanbul'dan gelip İstanbula gitmeyecek ya ben 1 saat 15 dakika sonra İstanbul'da olacağım diye hesaplar yapıyorum. Maalesef ki saat akşam sekizde kalkacak uçak ancak gece on ikide Kayseri'ye varabildi ve gece ikiye geliyorken ben İstanbuldaydım. Kardeşimde aynı şekilde rötarlı olarak İstanbul' a varabildi. Tabi birde İstanbul'dan Tekirdağ'a geçme durumumuz var ki o da evlere şenlik:) Velhasıl ben bu sene sömestrde Allah kısmet ederse yeniden Tekirdağ'a gideceğim. İnşallah yine aynı şekilde telef olmayız:)
Şimdi fazla sözü uzatmadan tarife geçeyim diyeceğim ama zaten uzatmışız:)

Malzemeler:
 5 adet patates
1 adet yumurta
1 adet soğan(2-3 adet taze soğanda olabilir)
1/4 demet maydanoz
1 çay bardağı un
Tuz, karabiber,kimyon, pulbiber
Yarım çay bardağı sıvıyağ
Üzeri için istenilen miktara rendelenmiş kaşar peyniri

Yapılışı:
Soğanı ve patatesleri rendeleyin. Maydanozları küçük küçük doğrayın. Pişireceğiniz fırın kabını svıyağın bir kısmıyla yağlayın ve fırını 200 dereye ısıtın. Soğan, patates, maydanoz, baharatlar ve sıvıyağı hep birlikte karıştırın. Unu üzerine yeterince ekleyin, bulamaç kıvamında olacak. Un miktarı patates ve soğanınızın çıkardığı su miktarına göre değişebilir. Ben 1 çay bardağı koydum sizde ona göre koyarsınız.  Karışımı fırın kabına yayın ve üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpin. Üzeri kızarıncaya kadar fırında pişirin.

AFİYET OLSUN:)


30 Kasım 2010 Salı

Kasım ayının son postunu yazıyorum. Önümüzdeki ay yeni yıl telaşı başlayacak ve 2011'e açacağız kapılarımızı. Herkes için en hayırlısı olsun diyerek Sevgili arkadaşım Limon Çiçekleri'nin mimini cevaplamaya geçiyorum. 

1-Yeni yıla nasıl ve kimlerle girmek İstiyorsun?
Geçen yıl olduğu gibi eşimle başbaşa işten yorgun argın gelmiş 12'yi bile göremeden gireceğiz:)
2-Yeni yıldan beklentileriniz neler?
Her yıl çok şey bekliyoruz yeni gelen yıldan ama hep istediğimiz şeyler olmuyor. O yüzden tüm ailem, tanıdık, eş dost,akraba ve arkadaşlarımın tüm dualarının kabul olması.
3-Yeni yılda neler yapmak istiyorsun?
Allah'ım bugünümüzü aratmasın yeter.
4-Yeni yıl sence ne demek?
Çocukken bir yaş daha büyümek; şimdi ise bir yaş daha yaşlanmak:)
5-Yeni yılda ne olursa çok mutlu olursun?
Ailemle birlikte olabilme imkanım olursa.
6-Yeni yıla dair mesajın nedir?
İyi düşünelim iyi olsun arkadaşlar. Herşey gönlünüze göre olsun ve tüm dualarınız kabul olsun.
Mimlediğim arkadaşlarımı yazıyorum. Daha önce ödül ve mim göndermediğim arkadaşlarımı seçmeye çalıştım.
Zezze'nin Sepeti
Bahar Çiçeği
Ege'den Tarifler
Lezzet Adası
Şimdide gelelim yemeğimize. Üzerindeki kıymanın hafif yanmış olduğuna bakmayın diyeceğim öncelikle arkadaşlar. Çünkü eşim böyle çok iyi pişmiş seviyor kıymayı. Aslında kıyma pek tercihi değildir ama yapınca böylesini yapıyorum ben. Siz yaptığınızda fırında  daha az tutarsınız.

Malzemeler:
Küçük boy karnabahar(yaklaşık 750 gr.)
200 gr kıyma
1 baş soğan
2 yemek kaşığı salça
Tuz, karabiber, kimyon, pulbiber

Yapılışı:
Karnıbaharı çiçeklerine ayırın. Bol suda veya buharda çok yumuşak olmayacak şekilde haşlayın. Bir kenarda soğanı kavurun, kıyma ve salçayı ekleyip biraz daha kavurun. Ben bu safhadan sonra 1 çay bardağı kadar su ekleyip suyunu çekene kadarda pişiriyorum iyice pişsin diye. En son baharatlarını ekleyin. Haşlanan karnıbaharları fırın kabına alın üzerine kıymalı harcı yayın. Üzerine haşladığınız karnıbaharların suyundan 1-1,5 su bardağı kadar alıp salçayı erittikten sonra üzerine dökün. 200 derece fırında kızarana kadar pişirin. 

AFİYET OLSUN:)

13 Kasım 2010 Cumartesi

İzin günümde evde oturup tembellik etmek, canımın istediği yemekleri pişirmek, eşimle tv/film izlemek, çalıştığım günlerde yetiştiremeyeceğim yemekleri rahat rahat pişirmeyi seviyorum. Şu anda yaptığım dereotlu poğaça kabarıyor. Eğer güzel olursa en kısa zamanda yayınlarım ama eğer güzel olmazsa siz dereotlu poğaça yaptığımı bile unutun:) 
Bugün ufak tefek işlerin dışında evde öyle uzun uzadıya temizlik yapmadım. 2 haftasonu boyunca evimi temizledim, malum bayram geldi. Her ne kadar eşim ve ben ailelerimizden ve akrabalarımızdan uzak olduğumun için bayramda gelen gidenimiz olmasada ben bayram temizliğimi yaptım. İşyerimde ki pencereden bakınca bayram öncesi her evdeki temizlik telaşını gördükçe bende ay bende eve gitsemde şurayı temizlesem burayı silsem diye can atıyordum. Ama eve gelipte bir hışımla yemeği hazırlayıp yedikten sonra çöken rehavetle doğal olarak temizlik aklıma geliyordu:) 
Kurban bayramında bana olmasada çoğumuza 9 günlük tatil mevcut. Bugün tatilin birinci günü bayrama 2 gün kalmışken bende herkesin hem bayramını kutlayayım hemde bir tarif yayınlayayım dedim. HERKESİN BAYRAMI MÜBAREK OLSUN... NİCE BAYRAMLARA...

Malzemeler:
4 adet kabak
300 gr kıyma
2 adet soğan
2 adet domates
2 adet yeşil biber
 Sıvıyağ
2 çorba kaşığı domates salçası
Tuz
Karabiber

Yapılışı:
Kabakları soyalım. Çok ince olmamak kaydıyla halka halka doğrayalım ve bol yağda kızartalım. Kızarttığımız kabakları fırın tepsisine alalım. Diğer yanda yemeklik doğradığımız soğanları 2 çorba kaşığı sıvıyağda kavuralım. Kıymayıda üzerine ekledikten sonra bir çay bardağı su ekleyip suyunu çekene kadar pişirelim. Üzerine ince ince doğradığımız biber ve domatesleri ekleyelim, suyunu çekene kadar pişirelim (Malum domates pahalı ve mevisimi geçti. O yüzden ben kış için hazırladığım menemenden 4 kaşık koydum). Tuzunu ve karabiberinide ekledikten sonra bu karışımı kabakların üzerine döküyoruz. Salçayı 2 su bardağı suda erittiğimiz salçayı da ekledikten sonra 200 derece fırında pişiriyoruz. 

AFİYET OLSUN:)

8 Ekim 2010 Cuma




Malzemeler:
Yarım kg mantar
3 yemek kaşığı sıvıyağ
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
Tuz 
Karabiber

Beşamel Sos için:
1 yemek kaşığı tereyağ
1 yemek kaşığı un
1 su bardağı süt

Yapılışı:
Mantarları yıkayıp doğrayalım. Sıvıyağı ve mantarı tavaya alıp suyunu salıp çekene kadar pişirelim. Diğer yandan tereyağı ve unu hafif rengi değişene kadar kavurun (Rengini çok koyulaştırmayın). Üzerine sütü azar azar ilave edin ve bir yandan da çırpın ki topaklanmasın. Eğer topaklanırsa mikser veya blendırdan geçirin. Sosu çok koyulaştırmadan ocaktan alın. Mantarları fırın kabına boşaltın ve üzerine beşamel sosu dökün. Son olarak kaşar peynirini döşeyin üzerine. 200 derece fırında kaşar peyniri kızarana kadar pişirin.

AFİYET OLSUN:)

23 Ağustos 2010 Pazartesi


Bu çorba annemin rahmetli anneannemi anarak sıklıkla yaptığı ve bizimde severek yediğimiz bir çorbadır. Ama unutmuşum ve hiç yapmadım şimdiye kadar. Aklıma gelmişken anneciğime sordum ve yaptım. Çorba mis gibi kokunca anneciğim burnumda tüttü. Anneciğim seni çok özledim. Biliyorum okuyorsun bunu kızından sana kocaman öpücükler :)
Tarifimi Mintinin Mutfağı'nın ev sahipliği yaptığı 5. Sahur Lezzetleri Etkinliğine gönderiyorum.
(2 Kişilik) Malzemeler:
  • 150 gr taze fasulye
  • 1 baş soğan
  • 5 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 1/2 çorba kaşığı salça
  • 4 su bardağı sıcak su
  • 1 çorba kaşığı un
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 çorba kaşığı yoğurt
  • 2 diş sarımsak
  • Bir tutam nane
  • Tuz
Yapılışı:
Fasulyeleri küçük küçük doğruyoruz. Soğanıda yemeklikten biraz küçük doğrayıp sıvıyağ koyduğumuz tencereye atıp fasulyelerin rengi değişene kadar kavuruyoruz. Salçayı ekleyip bir iki kere daha çeviriyoruz. Üzerine suyumuzu ve tuzumuzu ekliyoruz. Fasulyeler iyice piştikten sonra unu bir kasede sulandırıp çorbaya ekliyoruz. Çorba biraz koyulaştıktan sonra altını kapatıyoruz(Bu esnada naneyi ekleyebilirsiniz). Yumurta sarısıyla yoğurdu çırpıp içine çorbamızdan alıp sıcaklıklarını eşitliyoruz. Azar azar çorbaya bu karışımdan ekleyip terbiyeliyoruz.
AFİYET OLSUN :)

10 Ağustos 2010 Salı

Resim yazısı ekle
Ciğeri pek seven biri değildim eskiden. Bunda anneminde sakatat yememesi ve evde pişirmemeside büyük etken olabilir. Sonrasında üniversitede öğrenci evimizde hem ekonomik, hem kolay pişen hem de faydalı bir besin olmasından mütevellit sıkça pişirir olduk. Eğer o gün başka yemeğiz yoksa soğanla hafif su ekleyerek pişirirdik ya da yemeğin yanına kızartmasını yapardık.
Geçenlerde bu sıcaklara aldırmayıp canım arnavut ciğeri çektiği için fellik fellik temizlenmiş dana/kuzu ciğeri aradım. Çünkü bir keresinde zarıyla aldığım ciğeri ayıklayıp pişireyim derken neredeyse bütün günüm ciğerle uğraşarak geçmişti. Ki ben öyle eti ciğeri ellerken bir fena olurum :)) Nihayetinde bulamayıp inatla ciğer isteğimede bir son vermek için tavuk ciğeri alıp eve geldim. Biraz mantarla pişirince değişik, güzel bir tat oldu.

Malzemeler:
  • Yarım kilo tavuk ciğeri
  • 7-8 adet mantar
  • 1 adet soğan
  • Tuz, karabiber, pul biber, kekik, sumak
  • Kızartmak için sıvı yağ (3-4 yemek kaşığı)
  • 2-3 diş sarımsak
Yapılışı:
Ciğerleri yıkayıp çok küçük olmamak kaydıyla bölün. İçindeki yürekleride ikiye bölün. Sıvıyağda ciğerleride zedelemeden ara sıra karıştırarak kızartın. Ciğerler suyunu salmaya başladığında dörde böldüğünüz mantarıda ekleyin. Suyunu çekene kadar pişirin. Ocaktan indirmeye yakın tuz,karabiber,kekik,pul biberi ekleyip altını kapatın.
Soğanı piyazlık doğrayın, biraz tuzla fazla bastırmadan ovalayın ve ardından soğanları yıkayın. İstediğiniz miktarda sumak ekleyerek ciğerin yanında servis yapın (İsterseniz kıyılmış maydanozda ekleyebilirsiniz).
AFİYET OLSUN:

8 Ağustos 2010 Pazar


Pratik yemekler her zaman tercih sebebidir benim için. Eğer işten gelmişsem bir çırpıda yapılıp bitecek, yenecek yemekler olmalı. Ama izin günlerimde günümü mutfakta geçirmenin keyfi asla bir başka şeyde yok. Eğer eşimle iznimiz denk gelmediyse sabah temizliğimi yapar kendimi mutfağa atarım. Canım kısır çektiyse onu yaparken bir yanda dolaptakı malzemelerden birini görüp aaa şunuda yapayım, bunuda yapayım derken üç beş çeşit çıkarmışım kendimce :)
Tabi evde iki kişi olunca birde yapılanları bitirmek mesele haline geliyor. Ki ben yemek yapmayı yemekten daha çok seviyorum. hal böyle olunca ya arkadaşlarımı çağırıyorum, ya eşimin işyerine gönderiyorum ya da ben işe götürüyorum. Eşimin işyerindekilerin teşekkürlerinin yanında yengeden devamınıda bekliyoruz şeklinde söylemleride olmuyor değil.
Bizim evimizde en çok tüketilenlerden biri mantardır. Sık sıkta pişiriyoruz dolayısıyla. Eşimde bende çok seviyoruz mantarı.Hangimiz alış veriş yaptıysak muhakkak poşetimizde mantarda yerini alıyor.


Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer, mantarın insan vücudu için çok önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek, mantarda bulunan bileşiklerin 'Sarcoma-180' adı verilen tümörlerin gelişmesini yüzde 80 oranında durdurduğunu söyledi.

Protein miktarı yüksek, içeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantarın, diyet için de ideal bir besin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, "Yağ ve karbonhidrat miktarı düşük olduğu için kalp ve damar hastalıklarında tavsiye edilebilir. 100 gram mantarda bulunan protein oranı, aynı miktardaki sütteki protein ile eşdeğerdir. Ayrıca 100 gram mantardan alınan 2-5 gram protein, vücutta depolanmadan günlük olarak harcanırken, 100 gram hayvani gıdadan alınan 3-8 gram protein vücutta depolanarak damar çeperinde birikir ve kalp-damar hastalıklarının sebeplerinden biri olabilir" şeklinde konuştu.

PAÜ Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Kudret Gezer, aynı zamanda sakinleştirici özelliği olan mantarın içeriğindeki folik asitin kansızlığa da iyi geldiğini kaydederek, "Şeker hastalarının, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olanların mantarı tüketmelerinde yarar var" dedi.

Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi (PAÜMMER) laboratuarında misel üretim çalışmaları, mikroskobik yapı çalışmaları, havalandırma, nemlendirme ve ısıtma sistemlerinden oluşan kontrol sistemleri uygulanması ve araştırılmasının yapıldığını belirten Gezer, merkezdeki uzmanların, Türkiye'de de yenilebilir ve yenilemeyen 2 bin 500 mantar çeşidinin bulunduğu dikkate alındığında, merkezin çalışma esasının Türkiye'deki mantar çalışmalarının eksikliğini gidermesi açısından önemli olduğunu söyledi.

Merkez olarak yaptıkları çalışmalarda Honaz ilçesinde 122, Başkarcı beldesinde de 100'den fazla mantar çeşidine rastladıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Gezer, Buldan, Babadağ ve Denizli dışında Afyonkarahisar ve Uşak'ta da çalışmalar yürüttüklerini belirti. Türkiye'de mantar tüketiminin son yıllarda arttığını, bunun nedeninin de, insanların zehirli mantar konusunda bilinçlenmeye başlaması olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, vücuda birçok yararı olan mantarın üretiminin ve tüketiminin artırılması amaçlı projeler geliştirdiklerini kaydetti. Merkezin halen devam etmekte olan 2'si TÜBİTAK, 2'si üretime yönelik sanayi projesi, 2'si de BAP olmak üzere toplam 6 projesi bulunduğunu kaydeden Gezer, halkın güvenle mantar tüketebilmesi için kapalı ambalajlarda, Sağlık Bakanlığı onaylı mantar satışının yapılabileceğini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer kültür mantarının zehirli olmadığını insanların rahatlıkla tüketebileceklerini belirterek, mantar satın alırken dikkat edilmesi gereken özellikleri şöyle belirtti:

''Taze görünümlü, sıkı dokulu, temiz ve tombul, parlak rengini ve canlılığını yitirmemiş olmalıdır. Belirli oranda nem içermeli ancak küf kokusu barındırmamalıdır. Pörsümüş, üzerinde yumuşak dokular oluşmuş mantarlar alınmamalıdır. Açık krem rengi ve beyaza yakın olan mantarlar satın alınmalıdır. Mantar ağzı hafifçe kapatılmış, kahverengi karton veya bez torbalar ile cam kaplarda buzdolabında saklanmalıdır.''
FIRINDA MANTAR
Malzemeler:
  • Yarım kilo mantar
  • 100 gr kaşar peyniri
  • 2-3 diş sarımsak
  • Tuz, karabiber, kimyon...
Yapılışı:
Mantarların saplarını gövdelerinden ayırıyoruz. Mantarları dilerseniz yıkadıktan sonra kararmaması için limonlu suda bekletebilirsiniz. Ama ben ne kadar yıkarsam yıkayayım limon tadı aldığım için bekletmiyorum. Belkide bana öyle geliyor:) Mantarların saplarını ince ince kıyıyoruz ya da robottan geçiriyoruz. İçine kaşarı rendeliyoruz ve sarımsakla baharatları ekleyip karıştırıyoruz. Bu karışımı fırın tepsisine dizdiğimiz mantarların içine koyuyoruz. 180 derece fırında pişiriyoruz.
AFİYET OLSUN:)

26 Haziran 2010 Cumartesi

Memlekete gelmeyi kararlaştırdığım andan itibaren buzdolabında ne kadar sebze varsa onlardan yemek yapıp eşime bırakmak için çeşitli girişimlerde bulundum. Girişimlerde bulundum diyorum çünkü hangisini yapmaya kalksam hep bir eksik çıkıyordu. Aksilik bu işte ne kadar acele edersen o kadar dolaşıyor işte işler. Mücveri yapmak için kabakları çıkardım, yeşillikleri çıkarıp yıkadım. Birde baktım ki yumurta yok. O akşam için yemeğim olduğu için mücveri yarına bıraktım. Gerçektende markete gidip yumurta almaya üşendim ne yalan söyleyeyim :) Ertesi gün yumurtayı alıp mücveri yaptım. Aynı gün evdeki havuçlardanda sevgili arkadaşım Pepela'nın Havuçlu toplarından yapacaktım. Oda kısmet olmadı. Onuda Havuçlu topların tarifini verirken anlatayım.

Mücver benim üniversite yıllarından beri yaptığım bir yemek. Ben eve çıktıktan sonra yurtta kalmaya devam eden arkadaşlarımı çok sık evime davet eder, yemekler yapardım. Çünkü ne kadar zor şartlarda yaşandığını biliyordum yurtta. O yüzden arkadaşlarımı asla unutmadım. Boğazlarından özledikleri ev yemeklerinden geçsin isterdim, elimden geldiğince tabiki. Anneciğimin elleriyle açtığı gözlemeleri az yapmadık gece yarsından sonra sınav zamanı kızlarla. Şimdi bunlar hoş hatıralar olarak kaldı aklımızda canım arkadaşlarımla beraber.

Mücverde taaa nerelere geldik. Tarifi anlatayım bari :)


Malzemeler:

  • 3 adet kabak
  • 3-4 adet taze soğan (yoksa kuru soğanda rendeleyebilirsiniz)
  • Dörtte bir demet maydanoz
  • 1 adet yumurta
  • 1,5 çay bardağı sıvı yağ
  • Tuz, karabiber, kimyon
  • Un

Yapılışı:

Kabakları rendeleyelim. Üzerine yıkadığımız soğan ve maydanozları doğrayarak ekleyelim. Yumurtayı kıralım, baharatları ekleyelim. Unun miktarını kendimiz ayarlıyoruz. Çünkü bazen kabaklar fazla sulu olabiliyor. Tüm malzemeleri karıştırdıktan sonra unu ekliyoruz azar azar. Bulamaç kıvamında olacak karışım. Ne çok katı ne de çok cıvık olacak. İyice karıştırdıktan sonra karışımdan bir çorba kaşığı kadar alarak kızdırmış olduğumuz yağda mücverleri kızartıyoruz.

AFİYET OLSUN:)



 
Twitter Facebook Dribbble Tumblr Last FM Flickr Behance