Tüm hakkı saklıdır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Kızartmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kızartmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2013 Perşembe



Herkese merhaba,
Buzdolabında olan sebzeleri değişik şekillerde pişirmeyi çok seviyorum. Evdeki herşeyden köfte yapabilme potansiyelim var benim :)
Karnabaharda nasibini fazlasıyla alıyor bundan. Çorbası, kıymalı yemeği, kızartması, patatesle beraber püresi derken şimdide köftesi huzurlarınızda.
Yanında yoğurt sosunu eksik etmezseniz eğer karnabaharın bu halini çok beğeneceğinizden eminim.
Karnabahar haşlarken kötü kokar, bunu engellemek için haşlama suyuna bir tatlı kaşığı kadar sirke koyarsanız koku gider. Ancak ben sirke kokusuna asla tahammül edemediğim için koymuyorum ve düdüklüde 8-10 dakika kadar haşlayınca karnabaharlar yumuşacık oluyor.



Malzemeler:
Bir küçük boy karnabahar (500 gr kadar)
1 adet yumurta
2-3 dal yeşil soğan
Maydanoz
3 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı galeta unu
1 tatlı kaşığı domates salçası
Tuz
Karabiber
Kimyon
Pulbiber
Kızartmak için sıvıyağ

Sos için:
1 kase sarımsaklı yoğurt
Bir tutam dereotu
Bir tatlı kaşığı kuru nane

Yapılışı:
Karnabaharları iyice yumuşayana kadar haşlayın ve ılınması için kenara alın. Taze soğan ve maydanozu ince ince doğrayın. Karnabaharları kaşık yardımıyla ezin ve içerisine taze soğan, maydanoz, yumurta,salça, galeta unu ve baharatları ekleyin ve karıştırın. Unu kaşık kaşık ekleyerek karıştırın ve koyu kıvamlı bir karışım elde edin. Eğer un yetersiz gelirse bir kaşık daha ekleyebilirsiniz.
Tavaya sıvı yağı alın ve iyice ısıtın. Kızartma gibi çok fazla yağlı, ızgara gibi az yağlı olmayacak tavadaki yağ.
Isınmış tavaya birer kaşık karışımdan ekleyin ve önlü arkalı pişirin.
Sarımsaklı yoğurda kuru nane ve kıyılmış dereotunu ekleyip karıştırın ve kızarmış karnabaharların üzerine dökerek servis yapın.

AFİYET OLSUN :)

15 Şubat 2011 Salı


Yağmurlu, bol şıpırtılı ve bol pıtırtılı bir Kayseri akşamından herkese merhaba:)
Evet bunu yazdığımda saat 19:00 civarıydı ama şimdi saat 22'ye geliyor. Yemeğimi yemişim Öyle Bir Geçer Zaman ki'ye bakıp kriz geçiriyorum! Hatta uyku vaktimin geldiğinin emareleri var üzerimde, esneme, huysuzlanma, ne yapacağını bilememe durumları:) 
Her yazıyı yazdığımda en fazla bir gün arar vermeyi planlıyorum kendimce, fazla arayı açmak gerçektende hoşuma gitmiyor. Amma ve lakin olmuyor işte. İşyerimde internetin olmamasından mütevellit sadece akşamları bakabiliyorum. Hatta son birkaç zamandır akşamları bile açamıyorum. Gündüz bir eleman eksiğimizden dolayı daha fazla oturur olduğumdan bilgisayar başına akşamları pek istemiyorum bilgisayarı açmak. Gözlerim mahvoldu zaten şu bilgisayar çıktı çıkalı:)

Birde dün Beğendik'ten Breathe Right burun bandı aldım. Durun durun horladığımdan değil haa:) Benim burnumda septum deviasyonu yani burun kemiği eğriliği var.  Ameliyat olmam gerektiğini söyledi doktor ama ben henüz cesaret edemedim. Şimdi tekrar bantlara dönersek eğer tek kelimeyle HARİKA!!!! Ben meğer hayatım boyunca hiç nefes almamışım dedim akşam takınca bantı. Fiyatı biraz tuzlu aslında 10 adet bant için 15 lira gibi. Ama ben her gece olmasada sık sık kullanmayı düşünüyorum. Sabah kalktığımda burnum tıkanmış oluyor ve bu bende baş ağrısı yapıyor. Ayrıca iyi nefes alamadığım için tam dinlenmiş bir şekilde de kalkamıyorum. Eğer ameliyat olmuş olan ve gerçekten bu dertten kurtulan varsa beni cesaretlendirmek ve bilgilendirmek adına bana yazarsa sevinirim.
Şimdi tekrar patateslerimize dönelim:) Bu patatesleri sıklıkla yapıyorum. Hem kızartmanın zararı yok hemde çok pratik.
İstediğimiz miktarda patatesi alıyoruz ve soyduktan sonra patates kızartması yapar gibi ya da elma dilimi şeklinde kesiyoruz. Patateslerin üzerine biraz sıvıyağ gezidiriyoruz. Sonra istediğimiz baharatlarla( ben taze çekilmiş karabiber, pul biber, kekik kullanıyorum) ve tuzla iyice harmanlıyoruz. Pişireceğimiz kabın içine yağlı kağıt seriyoruz ve patateslerimizi koyduktan sonra 200 derece fırında hafif kızarana kadar pişiriyoruz.

AFİYET OLSUN:)

9 Şubat 2011 Çarşamba

Merhaba canım arkadaşlarım, dostlarım. Doğum günümü kutlayan, en içten dualarını dileklerini yazan tüm dostlarıma gönülden selam ediyorum ve teşekkürlerimi iletiyorum. 
Doğum günü yazım daha fazla ilk sırada kalmasın diye hemen bir tarif sıkıştırıvereyim dedim:) Pek basit, pek lezzetli, anneciğimin elinden sık sık yediğimiz bir kızartma bu. Bir haylide olmuş bunu yapalı yayınlanması bugüne kısmetmiş.
Aslına bakarsanız son birkaç gündür eşimle hayatımızla ilgili çok büyük seçim için düşünme aşamasındayız. Doluya koyuyoruz, boşa koyuyoruz düşünüp duruyoruz ancak pek istediğimiz şekilde gitmiyor. Cenab-ı Hak'kın kararlamış olduğunu yaşayacağız lakin biz kullar yinede canımızı sıkmadan duramıyoruz. Hakkımızda en hayırlısı olsun diyerek dua ediyoruz. Birkaç gün içinde kesinleşirse bir nebzede olsa rahatlayacağız diye umudediyoruz. 
Bunca düşüncenin içerisinde eşimin doğum günü hediyesi olarak aldığı henüz bugün elime ulaşmış olan yeni cici fotoğraf makinem beni pek bir mesut etti. Canım arkadaşım Balparem'in Blogcu Olmak Demek yazısında dediği  "fotoğraf makinasının profesyonel olanından istiyorum ben diye ya eşin gönlünü yapmaya çalışmak ya da başının etini yemektir." cümlesinin başının etini yemek kısmı nispeten gerçekleştiği için en nihayetinde makinama kavuşmuş oldum:) Buradan da sevdiceğime sonsuz kere sonsuz teşekkürler! 
Şimdi gelelim kızartmamıza...

Malzemeler:
2-3 adet patlıcan
1 adet yumurta
1 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı su
Tuz
Kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı:
Patlıcanları alacalı soyarak halka halka doğrayın. Yarım saat kadar tuzlu suyun içinde bekletin. Ardından suyunu süzerek kenara alın. Bir kasede yumurta, un, su ve tuzu karıştırın. Eğer su az gelirse biraz daha ekleyin. Yukarıda ki fotoğrafta karşımın kıvamını göstermeye çalıştım. Ne çok yoğun ne de çok sıvı olacak. Patlıcanları bu karışıma batırıp her yanını bulayın ve kızgın yağda kızartın.

AFİYET OLSUN:)

4 Ekim 2010 Pazartesi

Normalde tarayıcı olarak Google Chrome kullanıyorum ama bu fotoğrafı yükleyemedim. Bazen böyle sıkıntılar çıkarıyor bana GC nedense.
O kadar şey varken kafamda yazmak için gün boyu, eve gelipte yemek yapmadan önce alelacele yazı yazmaya çalışırken uçup gidiyor. Bazen sizede oluyor mu bilmiyorum ama hayat üzerimden akıp gidiyor ve ona yetişemiyormuşum gibi geliyor. Sanki yaptığım herşey yarım, tamamlanmıyor. Halbuki herşeyi ince eleyip sık dokuyan bazen ayrıntıları atlamak zorunda kalıyorum. Hayata yetişememek bu olsa gerek :)
Ne mutlu bana ki onca koşuşturmacanın içinde beni mutlu eden şeyler çok... Sevgili eşimin her zaman sevgisi ve desteği, ailemin her ne kadar uzakta olsalarda her zaman yanımdalarmış gibi sevgileri ve desteklerinin eksik olmayışı beni hayata bağlıyor. Zaten insanın hayatını anlamlı kılan sevdikleri değil mi?

Malzemeler:
Yarım kilogram dana ciğeri
Yarım su bardağı un
Tuz
Kızartmak için bolca yağ

Yapılışı:
Öncelikle ciğeri aldığınızda zarı ve siniri alınmamışsa temizleyin ve dilimlemeden yıkayın. Sonra ciğeri küp küp doğrayın(Fındık büyüklüğünde). Kızartma tencersine bol miktarda yağ koyun, kızdırın. Ciğerlerden azar azar alarak unlayın ve bekletmeden tencereye atın. Arada bir ciğerleri zedelemeden karıştırark 1-2 dakika kızartın ve tabağa alın. Diğer ciğerleride azar azar alarak bu şekilde kızartın. Yanına isterseniz küp küp doğradığınız patetes kızartarak servis edin (Ben yapmadım çünkü bir akşam önce patates kızartmıştım yemekte:)).
Bir kaç püf nokta var onları paylaşmak istiyorum ciğerle ilgili. Öncelikle ciğer ne kadar kanlı olursa o kadar yumuşak olur. Ama kimse bana o ciğeri yediremez :) Yıkarken mümkün olduğunca ciğeri zedelemeyin ve küçük parçalara ayırdıktan sonra yıkamayın. Kızartmak için unladığınız ciğerleri unlu bir şekilde kenarda bekletmeyin, kızartacağınız anda unlayın. En son olarakta ciğeri bol yağda az miktarda alarak kızartın ve çok kızartmayın. İlk posta kızarttıklarınızdan sonra kararını bulursunuz. Yoksa ciğerler kurur, kıtır kıtır olur. Benden bu kadar.

AFİYET OLSUN:)

18 Temmuz 2010 Pazar


Bu hamur işine bayılıyorum. Gerçi hepsine bayılıyorum ama bu çok daha kolay oluyor. Annemin aniden gelen misafire kısa sürede hazırladığı; çayın yanında olmazsa olmazlarından. Haftasonu kahvaltılarımızın alternatifi...

Annem hamur işlerini o kadar güzel yapıyor ki ben hiç bunları öğrenme gereği duymamıştım. Annemde arada bana takılırdı "kızım herşeyi yapıyorsun da şu hamur işinide bir öğrensen" diye. Bende amaann anne sen çok güzel yapıyorsun zaten seninkinin yanında benimkinin lafı olmaz deyip hiç elimi bile sürmüyordum :). Şimdi anne uzakta olunca iş başa düşüyor, telefonlar açılıyor, tarif alınıyor, yapılıyor. Hasret bir nebze olsada gideriliyor.

Bu basit,malzemesi az ve doyurucu tarife bakalım şimdi nasıl yapılıyor :)


Malzemeler:
  • 1 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 su bardağı yoğurt
  • Aldığı kadar un
  • Tuz
  • Kızartmak için sıvı yağ
Yapılışı:
Yoğurt, yumurta, kabartma tozu, un ve tuz ile hamuru yoğuralım. Hamur ele yapışmayacak kıvamda ama mayalı hamur gibi yumuşak olmayacak. Biraz sert bir hamur olacak. Buradaki yazımda mayalı hamur ve karbonatalı (kabartma tozu) kullanarak yapılan hamur arasındaki farkı söylemiştim. Hamuru 3 bezeye ayıralım. Her bir bezeyi 1 cm kalınlığında açalım (oklava yada merdane kullanabilirsiniz). İsterseniz çay bardağıyla, eğer varsa da şekilli kalıplarla hamurdan parçalar çıkaralım. Hamu bitene kadar bu şekilde devam edelim. Sıvı yağ koyduğumuz tavayı kızdırarak hamurları kızartalım.
AFİYET OLSUN:)

26 Haziran 2010 Cumartesi

Memlekete gelmeyi kararlaştırdığım andan itibaren buzdolabında ne kadar sebze varsa onlardan yemek yapıp eşime bırakmak için çeşitli girişimlerde bulundum. Girişimlerde bulundum diyorum çünkü hangisini yapmaya kalksam hep bir eksik çıkıyordu. Aksilik bu işte ne kadar acele edersen o kadar dolaşıyor işte işler. Mücveri yapmak için kabakları çıkardım, yeşillikleri çıkarıp yıkadım. Birde baktım ki yumurta yok. O akşam için yemeğim olduğu için mücveri yarına bıraktım. Gerçektende markete gidip yumurta almaya üşendim ne yalan söyleyeyim :) Ertesi gün yumurtayı alıp mücveri yaptım. Aynı gün evdeki havuçlardanda sevgili arkadaşım Pepela'nın Havuçlu toplarından yapacaktım. Oda kısmet olmadı. Onuda Havuçlu topların tarifini verirken anlatayım.

Mücver benim üniversite yıllarından beri yaptığım bir yemek. Ben eve çıktıktan sonra yurtta kalmaya devam eden arkadaşlarımı çok sık evime davet eder, yemekler yapardım. Çünkü ne kadar zor şartlarda yaşandığını biliyordum yurtta. O yüzden arkadaşlarımı asla unutmadım. Boğazlarından özledikleri ev yemeklerinden geçsin isterdim, elimden geldiğince tabiki. Anneciğimin elleriyle açtığı gözlemeleri az yapmadık gece yarsından sonra sınav zamanı kızlarla. Şimdi bunlar hoş hatıralar olarak kaldı aklımızda canım arkadaşlarımla beraber.

Mücverde taaa nerelere geldik. Tarifi anlatayım bari :)


Malzemeler:

  • 3 adet kabak
  • 3-4 adet taze soğan (yoksa kuru soğanda rendeleyebilirsiniz)
  • Dörtte bir demet maydanoz
  • 1 adet yumurta
  • 1,5 çay bardağı sıvı yağ
  • Tuz, karabiber, kimyon
  • Un

Yapılışı:

Kabakları rendeleyelim. Üzerine yıkadığımız soğan ve maydanozları doğrayarak ekleyelim. Yumurtayı kıralım, baharatları ekleyelim. Unun miktarını kendimiz ayarlıyoruz. Çünkü bazen kabaklar fazla sulu olabiliyor. Tüm malzemeleri karıştırdıktan sonra unu ekliyoruz azar azar. Bulamaç kıvamında olacak karışım. Ne çok katı ne de çok cıvık olacak. İyice karıştırdıktan sonra karışımdan bir çorba kaşığı kadar alarak kızdırmış olduğumuz yağda mücverleri kızartıyoruz.

AFİYET OLSUN:)



 
Twitter Facebook Dribbble Tumblr Last FM Flickr Behance