Tüm hakkı saklıdır. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Ödül/Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ödül/Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2013 Perşembe


Bu kadar uzun bir ara vermek niyetinde değildim. Sanırım ben sıkıntılarını paylaşabilen bir blog yazarı değilim.
Keyfim yerinde değilse yazamıyorum ya da yazsam da bir iki keyifsiz satırla geçiştiriyorum ki bu hiç yapmak istemediğim birşey.
Yoğun geçen iş günleri, izinsiz geçirilen bir hafta sonu ve amcamı kaybetmiş olmanın derin acısı uzaklaştırdı beni blogumdan.
Fotoğrafını düzenleyip taslaklara kaydettiğim haşhaşlı açma tarifim hala beklemede.
Beni silkeleyip kendine getiren sevgili arkadaşım Zeliha'nın asla hayır diyemeyeceğim mimi.
Bir de o kadar kibar ki kendisi, işlerin yoğun biliyorum ama seni mimledim yazmış.
Teşekkür ederim Zelihacığım beni de unutmadığın için.
Kitapların benim için ne anlam ifade ettiğini anlatmam için bir hayli uzun yazmam gerekir.
Kısaca kitaplar benim vazgeçilmezim; kitaplar benim kaçışım, kitaplar benim sessiz sığınağım.
Çocukluğumdan beri ne bulduysa okuyan biriydim ben. Hep çok sevdim okumayı. Okul zamanlarımda biriktirdiğim harçlıklarımla kitap alır, eve gitmeyi bekleyemeden minibüste kitaba dalardım. Üniversitede iken okuduğum kitap yüzünden ineceğim durağı kaçırmışlığım çoktur.
Her doğum günümde arkadaşlarım bana kitap almış olsun lütfen diye dua etmişliğimde. 
Kitap okuma alışkanlığımı kazanmamda babamın gerçekten iyi bir okuyucu olması önemli bir faktör. Babamın kitapları arasında kendimi kaybettiğim, Rus klasikleri ile apayrı bir dünyaya adım attığım zamanlarda gerçekten küçük bir çocuktum.
Üniversite sınavına hazırlanırken bile kitap okumak için her zaman vakit buldum. Edebiyat dersinden her dönem 5 alışım, Türkçe netlerimin her zaman full e yakın olmasının sebebi hep okuduğum kitaplardı.
Bu yüzden kendi kardeşime ve çevremdeki benden yaşça küçük kardeşlerime ve öğretmenlik yaptığım dönemlerde öğrencilerime her zaman kitap okumalarını önerdim, onlara kitaplarımı hediye ettim.
Kardeşimin üzerinde etkili olamadım ama en azından bir kaç kişi üzerinde etkim olmuştur diye düşünüyorum.
İnsanın üzerinden zaman geçse bile asla unutamayacağı anlar vardır ya işte benim 10 gün önce kaybettiğim amcam ile ilgili böyle bir anım var.
Bana hediye edilen ilk kitabı rahmetli amcam almıştı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre' si. O kadar mutlu olmuştum ki! Bir çırpıda okuyup bitirmiştim. 
Yukarıda ki fotoğraf benim tv sehpamın altında ki minik kitaplığımın fotoğrafı. Kitap sayısı ve çeşidi sürekli değişen kitaplığıma baktıkça mutlu oluyorum. 
Yeni kitaplar alıyorum, okuduklarımı arkadaşlarımla paylaşıyorum, bazı kitaplarımı baş ucumdan ayıramıyorum ve kendimi kitap alma konusunda engelleyemiyorum.

Mimin sorularına gelecek olursak:

1) Hangi şekilde kitap okumayı seversin?
Her yerde her zaman kitap okurum ben. Çünkü kitabım ya baş ucumdadır ya da çantamda.
Yatmadan önce, yolda, görev esnasında her yerde her zaman kitap okuyabilirim. İlla ki sessizlikte aramam kitap okumak için. Çünkü ben kitaptan ilk okuduğum cümle ile birlikte o kitabı yaşamaya başlarım, çevremde ne olup biter farkına bile varmam.

2) Hayalindeki kütüphane nasıl olmalı?
Her yıl taşınan biri olarak tüm kitaplarımı muhafaza ettiğim bir kitaplığım mevcut değil. Kimi kolilerde, kimi baba evinde, kimi de benim minik kitaplığımda.
O yüzden tüm kitaplarımı görebileceğim, onları zaman zaman sevebileceğim, yanında huzur bulabileceğim bir kütüphanemin olmasını çok isterim.

3)Kitaplar ile ilgili güzel sözler paylaşır mısın?
Kitapsız bir ev, ruhsuz bir vücut demektir. Cicero

İçinde birşey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur. Balzac

Bütün kitaplarımı severim, sevmeseydim yazmazdım. Aziz Nesin

Kitaplar sessiz öğretmenlerdir. Gellius

Benden bu kadar dostlar. Mimi isteyen herkes benden alıp yayınlayabilir, ben kimseyi mimlemiyorum.
En kısa zamanda bir tarifle karşınızda olmak üzere, herkese mutlu günler diliyorum.



10 Ocak 2011 Pazartesi

Canım arkadaşım Muko beni bu çok renkli, çok hoş, gülümseten ödüle layık görmüş. Çokk çokk teşekkür ediyorum huzurlarınızda kendisine!!! Ödüller beni her defasında delice heyecanlandırıyor:) Geçen sefer ki ödülümü tek tek isim belirtmeden tüm arkadaşlarıma göndermiştim. Vakitsizlikten tek tek isim belirleyememiştim. Bu kez ödülümü aşağıdaki arkadaşlarıma gönderiyorum. Hayırlı olsun:)


Birde sevgili arkadaşım, burçtaşım Kova Kadınıyım Ben beni mimlemiş. Şimdi onun sorularını cevaplayalım:)
1)Kaç yaşındasınız?
27
2)İsminizin son harfi nedir?
"I"
3)En sevdiğiniz renk?
Pembe
4)Kilonuz kaç?
55
5)Boyunuz kaç?
1.68
6)Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz?
Birinci. Ablayım ben:)
7)En sevdiğiniz şarkı?
Dönem dönem değişir şarkılarım.
8)Sarışın mı esmer misiniz?
İkiside değilim.
9) Çayı bardakta mı fincanda mı içersiniz?
Duruma göre değişir.

Bu mimi kimseye göndermeyi düşünmüyorum. Çünkü fazlaca özel, fazlaca gereksiz sorular mevcut. Ben arkadaşlarımı kırmadan özelde olsa kabaca cevaplamaya çalışıyorum. Benim gönderdiğim mimide kimse içinden gelmiyorsa zorunluluk olarak düşünüp nezaketen yanıtlasın istemem. 
Belki biraz sert oluyor, ne olur arkadaşlarım kırılmasın ama böyle soruların mim olarak yemek bloglarında dolaşmasını anlayamıyorum. Sanki anket yapar gibi, kişisel bilgiler toplanıyor. Buna ne gerek var ki? Şimdi diyeceksiniz ki neden cevapladın. Diyorum ya en önemli nedeni beni mimleyen arkadaşımı kırmamak. 
Kimse darılsın istemem canım dostlarım hepiniz benim için çoookk değerlisiniz. Her yazımda beni yalnız bırakmayıp yorumlarınızla blogumu neşelendirip, blogumu blog yapan tüm dostlarıma sevgiler...

3 Aralık 2010 Cuma

Merhaba canlarım. Taaammm 5 tane arkadaşımdan ödül aldım. O kadar güzel o kadar güzel birşey ki gerçekten anlatamam:) Arkadaşlarım beni unutmamış beni bu ödüle layık görmüşler hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve kucak kucak sevgi gönderiyorum hepinize.
Ödüllerimi almama rağmen arkadaşlarıma geri dönemedim. Çünkü biz işyerimden samimi bir arkadaşımla perşembe akşamlarımızı balık günü ilan ettik. Her perşembe balık alıp yapıyoruz. Dün akşamda sıra bendeydi o yüzden işten gelir gelmez yemeğe giriştiğimden arkadaşlarıma geri dönemedim. Dün akşam fileto mezgit vardı menümüzde. En kısa zamanda onunda yazısını yazarım inşallah.


Bu ödülümü;
http://sonbahartatlar.blogspot.com/ arkadaşlarımdan aldım. Arkadaşlarımı öpüyorum can-ı gönülden.

Bu ödülümü de canım arkadaşlarım 
http://guloannemutfakta.blogspot.com/ 'dan aldım.
Yine kucak kucak sevgilerimi sunuyorum her ikisinide :)

Ben bu iki ödül için ayrı ayrı isim yazmaktansa her ikisinide aynı arkadaşlarıma gönderiyorum. Çifter çifter gelen ödüllerimi çifter çifter arkadaşlarıma gönderiyorum. Veee kısmetse yarın görüşmek için izin istiyorum :)





30 Kasım 2010 Salı

Kasım ayının son postunu yazıyorum. Önümüzdeki ay yeni yıl telaşı başlayacak ve 2011'e açacağız kapılarımızı. Herkes için en hayırlısı olsun diyerek Sevgili arkadaşım Limon Çiçekleri'nin mimini cevaplamaya geçiyorum. 

1-Yeni yıla nasıl ve kimlerle girmek İstiyorsun?
Geçen yıl olduğu gibi eşimle başbaşa işten yorgun argın gelmiş 12'yi bile göremeden gireceğiz:)
2-Yeni yıldan beklentileriniz neler?
Her yıl çok şey bekliyoruz yeni gelen yıldan ama hep istediğimiz şeyler olmuyor. O yüzden tüm ailem, tanıdık, eş dost,akraba ve arkadaşlarımın tüm dualarının kabul olması.
3-Yeni yılda neler yapmak istiyorsun?
Allah'ım bugünümüzü aratmasın yeter.
4-Yeni yıl sence ne demek?
Çocukken bir yaş daha büyümek; şimdi ise bir yaş daha yaşlanmak:)
5-Yeni yılda ne olursa çok mutlu olursun?
Ailemle birlikte olabilme imkanım olursa.
6-Yeni yıla dair mesajın nedir?
İyi düşünelim iyi olsun arkadaşlar. Herşey gönlünüze göre olsun ve tüm dualarınız kabul olsun.
Mimlediğim arkadaşlarımı yazıyorum. Daha önce ödül ve mim göndermediğim arkadaşlarımı seçmeye çalıştım.
Zezze'nin Sepeti
Bahar Çiçeği
Ege'den Tarifler
Lezzet Adası
Şimdide gelelim yemeğimize. Üzerindeki kıymanın hafif yanmış olduğuna bakmayın diyeceğim öncelikle arkadaşlar. Çünkü eşim böyle çok iyi pişmiş seviyor kıymayı. Aslında kıyma pek tercihi değildir ama yapınca böylesini yapıyorum ben. Siz yaptığınızda fırında  daha az tutarsınız.

Malzemeler:
Küçük boy karnabahar(yaklaşık 750 gr.)
200 gr kıyma
1 baş soğan
2 yemek kaşığı salça
Tuz, karabiber, kimyon, pulbiber

Yapılışı:
Karnıbaharı çiçeklerine ayırın. Bol suda veya buharda çok yumuşak olmayacak şekilde haşlayın. Bir kenarda soğanı kavurun, kıyma ve salçayı ekleyip biraz daha kavurun. Ben bu safhadan sonra 1 çay bardağı kadar su ekleyip suyunu çekene kadarda pişiriyorum iyice pişsin diye. En son baharatlarını ekleyin. Haşlanan karnıbaharları fırın kabına alın üzerine kıymalı harcı yayın. Üzerine haşladığınız karnıbaharların suyundan 1-1,5 su bardağı kadar alıp salçayı erittikten sonra üzerine dökün. 200 derece fırında kızarana kadar pişirin. 

AFİYET OLSUN:)

29 Kasım 2010 Pazartesi

Sevgili arkadaşım Zeliha beni bu cici ve güzel ödüle layık görmüştü ama ben bir önceki postuma eklemeyi unutmuşum. Canım arkadaşım kusura bakma seve seve kabul ettiğim hatta atladığım bu ödülü unutmayıp bana da verdiğin için çoookkk çookkkk teşekkür ediyorum sana.


Ve gelelim benim daha dün tanıştığım ve hayran kaldığım program Google SketchUp' a. Dün eşim telefonla arayıp tam sana göre bir program buldum. Bununla istediğin herşeyi tasarlayabilirsin hemde çok kolay akşam anlatırım sana programı deyince meraklandım doğrusu. Bana anlatmak için programı kurduktan sonra böyle yapacaksın, şöyle yapacaksın derken bir güzel bir ev yaptı. İşte yaklaşık bir saatte çizilmiş ev :)

Eşim mühendis olduğu için Autocad programından eli alışık böyle şeylere. O yüzden mümkün değil ben bunu bir saatte yapamam:) Bu programla gördüğünüz gibi istediğiniz evi çizebilir, içini döşeyebilir, istediğiniz mutfağı, banyoyu, salonu vs... çizebilirsiniz. Ayrıca bu çizdiklerinizi Google Earth ile dünyada istediğiniz bir yere yerleştirebilirsiniz. :))Evinizde bir değişiklik mi yapmak istiyorsunuz ama nasıl tarif edeceksiniz bilmiyorsunuz; işte buyrun buradan hazırlayın gidin aynısını yaptırın. Benim çok hoşuma gitti hemen paylaşayım dedim. Eşimde benle aynı şeyi düşünmüş ki ben daha söylemeden bunu blogunda paylaşmalısın arkadaşlarının da çok hoşuna gideceğine eminim dedi:)
İnternette bu programla yapılmış çeşit çeşit örnek var. Bakıp bakıp hayran olmamak mümkün değil. Sanki bir mimarın elinden çıkmış gibi ama hiç eğitimi olmayan insanlar tarafından sadece bu programla yapılmış binalar, objeler hayranlık uyandırıyor. Eğer bu programı indirmek isterseniz bu hizmeti Google bize ücretsiz sunuyor. İşte buradan indirebilirsiniz.
Aşağıda bu programla yapılmış bir kaç örnek var. 





Sizde beğendiniz mi? Hadi bakalım kolay gelsin:))




24 Kasım 2010 Çarşamba

Cevaplayacak iki tane mim olunca kara kara düşünüyor insan :) Üzerinden fazla vakit geçirmeden cevaplamalıyım diye iki gündür cebelleşiyorum kendimle. Dün akşam yorumları okumak dışında sürpriz bir misafirlik çıktığı için başka birşey yapamadım. Mecburen bugüne bırakıldı tarafımdan:) Şimdi sevgili arkadaşım    Öznur'un mimiyle başlıyorum. Bana garip huylarımı ve yapamadıklarımı sormuş ve 7 maddeyle açıklamamı istemiş

1)Asla çenemi tutamıyorum. Haksızlıklar, yanlışlıklar karşısında susamıyorum. E hal böyle oluncada dokuz köyden kovuluyorum:)

2)Karşımda biri ağladığında kendimi tutamayıp ağlıyorum. O yüzden ağlak diziler, duygusal filmler bana göre değil.

3)Çamaşır suyu kokusunu seviyorum:) Evimde çamaşır suyu kokusu olmadığında sanki evim temiz değilmiş gibi geliyor.

4)Yüksekten korkuyorum o yüzden cam silemiyorum. İnternetten sipariş ettiğim mıknatıslı cam silme aletiyle camlarımı siliyorum.

5)Araba kullanırken insanların hata yapmalarına tahammül edemiyorum. Her hata yapana bir güzel söyleniyorum:)

6)Çabuk sinirleniyorum, sinirim hemen geçmediği içinde hiç susmamacasına konuşuyorum. Konuşup konuşup yorulunca susuyorum:)

7)Birşeyi yapabiliyorsam yapamam diyemiyorum. Bu şekilde işgüzarlık yapanlarada çok sinirleniyorum.

Gelelim kimleri mimleyeceğime. Mimlenmiş arkadaşlarımı mimlemek istemiyorum ama bazen takip edemiyorum kimlerin mimlendiğine. O yüzden tekrar mimlediysem arkadaşlarım kusura bakmasınlar.


Şimdide gelelim Sevihili Zeliha'nın mimini cevaplamaya. Canım arkadaşımın sorularıyla beraber cevapları aşağıda:)
1)En sevdiğiniz kelime?
Saygı. Saygı heryerde olmazsa olmaz bence.
2) Nefret ettiğiniz kelime?
Hain. Maalesef böyle insanlar çevremizde var. Keşke olmasalar. Keşke hain diye bir kelime olmasa.
3) Ne sizi heycanlandırır?
Herşey olabilir. Bir sınav sonucunu beklemek, yoldan gelen bir canımı beklemek, yeni bir yemek deneyip pişip pişmeyeceğini beklemek...
4) Heyecanınızı ne öldürür?
Hayalkırıklığı olunca heyecanda kalmıyor.
5) En sevdiğiniz ses?
Anneciğimin günaydın prensesim diyen sesi.
6) Nefret ettiğiniz ses?
Nefret değilde içimi ürperten ambulans sireni.
7) Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
Geçinmek ve hayatımı sürdürmek için her işi yapabilirim. Sonuçta her işi birileri yapmalı. Zorundaysam eğer her işi yaparım.
8)Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz?
Resim yapabilen insanlara imrenmişimdir hep. Keşke benimde kabiliyetim olsaydı dediğim çok olmuştur.
9)Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz?
Hayatına büyük başarıları sığdırmış; insanlar ve insanlık için çalışmış herkese bayılırım. Özellikle Türkan Saylan'a büyük hayranlığım vardır.
10)Nerede yaşamak isterdiniz?
Ben Tekirdağ'lıyım ve Trakya hayranıyım. Deniz olmayan şehirler ne kadar güzel olursa olsun bana çekici gelmiyor. Önümdeki 30 yıl Tekirdağ'da yaşamam mümkün değil ama deniz olan başka bir şehirde yaşamak isterim.
11)En önemli kusurunuz nedir?
Sıkıştığımda hemen paniklerim. O an tüm beynim durur:)
12)Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?
İnatla kafayı taktığım bir durumun gerçekleşmesi bana keyif verir. Çünkü kafaya taktığım birşeyi yapmadan bırakamam.
13)Kahramanınız kim ?
Hayranlık duyduğum ve takdir ettiğim kişiler her zaman olmuştur ama ATATÜRK tek kahramanım.
14)En çok kullandığın kötü kelime ?
Kötü kelime olarak değilde dilimden düşürmediğim iki kelime var:) Biri hacı ki Kayseri'ye geldiğimde herkesin birbirine hacı demesiyle dilime yerleşmiştir; diğeride Geniş Aile dizisindeki Ulvi karakterinin eşine sarfettiği ortağım(o ortaam diyor:)) kelimesi. Bende bir gün bunları bırakabilmeyi umuyorum:)
15)Şu anki ruh haliniz ?
Biraz yorgun, biraz dalgın.
16)Hayat felsefenizi hangi slogan özetler ?
Geriye dönüp baktığında iyikilerin keşkelerden çookkk fazla olduğu bir hayat yaşamalı herkes.
17)Mutluluk rüyanız nedir ?
Şu anda birkaç şey dışında gerçekten mutluyum. Tüm hayatım boyunca aynen bu şekilde mutlu olmak gerçekten tek dileğim.
18)Sizce mutsuzluğun tanımı ?
Doyumsuz ve hep banacı insanların mutsuz olduğuna inanırım. Elindekiyle yetinemeyen insanların hayatları mutsuzluk örneği bence. 
19)Nasıl ölmek isterdiniz?
Hayatımda yapmak isteyipte yapamadığım, yaşamak isteyipte yaşayamadığım birşey kalmadan ölmek isterim.
20)Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz..?
Allah'la kul arasında olan şeylere insanların çeşitli yorumlar getirmesi beni her zaman rahatsız etmiştir. Herkesin dini, ibadeti, iyiliği, kötülüğü kendine diye düşünüyorum. İnşallah o mertebeye erişir Allah inancı olan insanlar diye dua ediyorum. Bu sorunun cevabınıda bu şekilde veriyorum:)

Evvettt şimdide bu mim için arkadaşlarımın ismini yazıyorum.
Not: Fotoğraf eşime aittir:)

30 Ekim 2010 Cumartesi

Gecikmişte olsa sevgili Muko'nun hediyesini yayınlayabiliyorum. Bu benim ilk ödülüm olmasından dolayı ayrıca mutluyum. Sevgili Muko' ya çok çok teşekkür ediyorum. Burada olmak, bu sıcaklığı ve samimiyeti hissetmek çok güzel bir duygu. Bazen diyorum ki keşke korkmasaymışım da daha önce girseymişim bu eşsiz dünyaya. Kendi postlarıma bırakılan yorumları okuyunca, arkadaşlarımın postlarını okuyup yorum bıraktıkça iyi ki burdayım, iyi ki arkadaşlarımlayım diyorum. Burada sadece yaptığım yemekleri paylaşmanın yanında sevinçlerimi, üzüntülerimi, tasalarımı herşeyi paylaşıyorum. Burayı gerçekten yuvam olarak hissediyorum. İnşallah benim hissetiğim bu güzel duyguları sizede yansıtabiliyorumdur. 
Şimdi ben bu ödülü geç yayınladığım için artık ödülsüz blog kalmadığınıda düşündüğümden kuralı bozacağım. Beni takip eden ve tüm takip ettiğim blogger arkadaşlarıma kucak dolusu ödül gönderiyorum buradan :) 
Mime gelirse sıra bunu da sevgili arkadaşım Zehra'dan aldım. Aldım diyorum çünkü oda benim gibi mimi tüm arkadaşlarına gönderdi. Bende henüz mimlenmediğimden üzerime alındım:)) Ve mimlenmemiş arkadaşım varsa eğer benim yaptığım gibi mimi gelip alabilir:)) En çok okunan 5 postumu yayınlıyorum sırasıyla...


GÖRÜŞMEK ÜZERE:)

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Cuma günü öğleden sonra eşimle kaçamak yapıp Mersin'e doğru indik. Artık sıcaktan ve çalışmaktan bunalmış olarak bir gün önce aldığımız teklife hayır diyemeyerek hemen yola çıktık. Sevgili kayınvalidemler, amcamlar, yengemler hepsi orada tatildelerdi. Hem görüşmüş olduk hem de iki günde olsa deniz ve havuzun tadını çıkardık. İstemeye istemeye pazar akşamı yola çıktığımızda eşimle ikimizin yüzünden geçirdiğimiz iki günün getirdiği huzur ve oradan ayrılıyor olmanın getirdiği burukluk okunuyordu.
Bu arada aklımda hep Pepelam sevgi kelebeğimin beni mimlemesi sonucu hazırlayacağım sofradaydı. Daha önce birkaç hazırlığım oldu ama tamamlayamadan yol çıkınca kalmıştı. Şimdi sofraya geçmeden önce eğer kabul buyururlarsa mimleyeceğim arkadaşlarımı söyleyeyim.
Fatoş Öztürk Fatoş'un Dünyası

Hayırlı Olsun:)
Şimdi gelelim soframıza...
Sarev'in tarzını çok beğeniyorum. Yemek masası örtüsü, runner, peçetelik hepsi buradan.

Yemek takımım Karaca'dan;








Çatal-Bıçak Takımlarım Bernardo'dan







Bardaklarımız Yine Bernardo'dan







Evveettt şimdide gelelim yemeklerimize. İstediğim bir yörenin yemeklerini tanıtmaktı. Blogum daha yeni olduğu içinde birçok aklıma gelen yemek bulunmuyor. O yüzden yemekleri ve fotoğrafları alıntı yaptım. Öncelikle 2,5 yıldır Kayseri'de yaşadığım için Kayseri mutfağından mı hazırlasam acaba yemeklerimi dedim. Her ne kadar burada yaşamış olsamda Kayseri mutfağını eksik veya yanlış tanıtmamak adına kendi yörem olan Trakya mutfağını seçtim misafirlerimi ağırlamak için. İnşallah beğenirsiniz...


TRAKYA YÖRESİ MUTFAĞI


























































Beğeneceğinizi umuyorum. Daha nice MiMlerde görüşmek üzere :))
 
Twitter Facebook Dribbble Tumblr Last FM Flickr Behance